Keçi gribi var mı?

Türkiye’de görülen gribal enfeksiyonun “tamamen viral kaynaklı olduğunu söyledi.


Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Mustafa Ertek, şu anda Türkiye’de görülen gribal enfeksiyonun “tamamen viral kaynaklı mevsimsel bir girip olduğunu ve keçi gribi olmadığını” belirterek, şu anda ilk sırada B tipi gribin, ikinci sırada H1N1’in ve üçüncü sırada H3N3’ün etkili olduğunu söyledi.

Ertek, yaptığı açıklamada, son günlerde Türkiye’de yaygın olarak görülen gribal enfeksiyonla ilgili bilgi verdi. Girip virüslerinin A, B ve C olmak üzere üç grupta toplandığını belirterek, A grubunun insanlarda, kanatlı ve diğer hayvanlarda; B grubunun sadece insanlarda ve C grubunun ise domuzlarda ve insanlarda görüldüğü belirten Ertek, şimdiye kadar pandemilerin A grubu kaynaklı olduğunu ifade etti.

Ertek, şu anda Türkiye’de pandemi durumunun söz konusu olmadığını vurgulayarak, “şu andaki durumun virüs kaynaklı mevsimsel grip olduğunu söyledi. 2009-2010 pandemi döneminde grip sezonunun erken başladığını, Ekim ayından itibaren çok yoğun grip vakalarını ile karşılaştıklarını anımsatan Ertek, bunun çok beklenen bir durum olmadığını, hastalığın Kasım-Aralık aylarında daha fazla arttığınısöyledi. Ertek, şunları kaydetti:

“Ülkemizde alışılan gelen grip sezonu ocak ayında başlar ve şubat-mart aylarında artarak devam eder ve nisan ayından itibaren etkisini kaybeder. Bu yıl ise bir iki haftalık bir gecikme oldu. Ocak ayının ikinci haftasında daha yoğun olarak mevsimsel grip görülmeye başladı. Şu anda da pandemi döneminin dışındaki diğer yıllara bakıldığında herhangi bir farklılık arz eden bir durum yok. Sadece iki haftalık bir sarkma söz konusu. Bunun de sebebi, iklimin biraz daha ılıman geçmesinden dolayı, süreç gecikti.”

“KEÇİ GRİBİNDEN KAYNAKLANMIYOR”

Şu an etkili olan virüsün keçi gribi olmadığını belirten Ertek, merkezlerinde 15 ilden gribal enfeksiyon belirtileri gösteren hastalardan
örnekler alarak inceleme yaptıkları anlattı.

Ertek, incelemelerde, Türkiye’de etkili olan virüsün ne olduğuna dair analiz yaptıklarını ve bunu haftalık olarak merkezin internet sitesinde
yayımladıklarını belirtti.

Keçi gribinin daha çok hayvancılıkla uğraşan, pastörize edilmemiş enfekte sütlerin tüketilmesi ya da enfekte hayvanla çok yakın temas sonucu bulaşabildiğini ifade eden Ertek, şunları söyledi:

“Hayvancılığın yoğun olduğu yerlerde görülür. Zaman zaman 100-200 kişide görülebilen lokal salgınlar yapar. Tüm toplumu etkileyen bir enfeksiyon değildir.

İnsana geçtikten sonra gribe benzer şekilde baş ağrısı, ishal, ateş, halsizlik, etraf ağrısı görülebilir. Genellikle akciğeri tutar ve zatürre benzer bir durum olabilir, bazen karaciğeri tutabilir, kalp kapaklarını ve beyini tutabilir. Gripten tamamen farklı bir tablodur. Şu anda ülkemizde görülen tamamen viral kaynaklı mevsimsel bir griptir, keçi gribi değildir. Vatandaşların, bu konuda rahat olması gerekiyor.”

“BU SENE, B TİPİ GRİPTE ARTIŞ SÖZ KONUSU”

Şu anki mevsimsel gribin, halk arasında “domuz gribi olarak bilinen H1N1 virüsünün neden olduğu gribal enfeksiyonun görüldüğünü pandemi döneminden bir farkı olduğunu ifade eden Ertek, “Pandemiden önce daha ziyade A gribi baskın olarak görülürken, pandemiden sonra şu anda görülen mevsimsel grip etkenleri içerisinde B tipi gribi daha fazla görüyoruz” diye konuştu.

Ertek, şöyle devam etti: “Pandemi döneminde toplumun önemli bir kısmı, A gribinin alt grubu olan H1N1’e karşı bağışıklık kazandı. Bu sene, ona bağlı olarak B tipi gripte artış söz konusu. Bu yüzde 50-55 civarında. Şu anda B gribini her iki kişiden biri enfekte oluyor.

Şu anda H1N1 de etkenleri arasında. İkinci sırada da H1N1’i görüyoruz. Yani 2010-2011 döneminde mevsimsel grip etkeni olarak dolaşımda geçen sezona oranla daha az etkili olmakla birlikte hala dolaşımda. Ancak ilk sırada B gribi bulunuyor. Üçüncü sırada da H3N2 denilen bir grip virüsü görülüyor.”

“KOMPLİKASYONLAR NEDENİYLE GEÇ ATLATILABİLİR”

B gribi virüsünün normalde diğer etkenlere göre daha hafif seyrettiğini anlatan Ertek, “gribal enfeksiyonlarda, influenza dışında da bazı virüsler şu an dolaşımda” dedi.

Ertek, parainfluenza ve adeno virüsleri gibi üst solunum yolu enfeksiyonu yapan farklı virüslerin de şu anda etkinliğini sürdüğünü ifade etti. Gribal enfeksiyonların, altta yatan bir sorun olmadığı takdirde genellikle bir hafta içinde iyileştiğini, bazen sinüzit, otrit, bakteri tarzında komplikasyonlara yol açabileceğini belirten Ertek, bu takdirde iyileşme süresinin uzadığını dile getirdi.

Ertek, iyileşme süresinin bazı hassas bünyelerde grip sonrasında bir aydan daha fazla devam eden öksürük şikayeti ile karşılaşılabildiğini belirterek, bunun da gribal enfeksiyon dışında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ertek, “Bu influenza sezonunda görülebilecek bir durumdur. Hastaların yüzde 80-90’ı bir haftada atlatıyorsa, yüzde 10’u komplikasyonlar nedeniyle geç atlatabilir” dedi.

“GÖĞÜSTE AĞIRLIK HİSSİ ADELE AĞRISINDAN KAYNAKLANIYOR”-

Gribal enfeksiyonların baş ağrısı, halsizlik, öksürük, ateşin yükselmesi, vücut ağrıları ve bazen göz dibi ağrısı ile ortak belirtilerle kendini
gösterdiğini vurgulayan Ertek, şu an hastaların en çok şikayet ettiği göğüste ağırlık hissinin adale ağrısından kaynaklandığını söyledi.

Ertek, gribin bir komplikasyonu olarak grip sonrasında bakteriyel pnömoni olabileceğine ve hastanın şiddetli göğüs ağrısı hissedebileceğine işaret etti. Bu durumda dikkatli olunması uyarısında bulunan Ertek, “Bu bakterilerin pnömoni olması halinde göğüs ağrı, şiddetli öksürük ve balgam çıkarma söz konusu olabilir. Bu durumda mutlaka hekime başvurulmalıdır” diye konuştu.

RİSK GRUBUNDAKİLER İÇİN AŞI KORUYUCU OLABİLİR

Ertek, etkinliği devam eden B gribi, H1N1 ve H3N2 virüse karşı da şu an kullanılan aşıların etkili olduğunu belirtti. Henüz gribal enfeksiyon geçirmeyen risk grubundaki kişilerin aşılanmasının faydalığı olduğunu vurgulayan Ertek, “Sağlık durumu iyi olan genç erişkinlerinn aşılanması söz konusu olmayabilir. Fakat, altta yatan bir hastalığı olanlara, yaşlılar, 6 ay-2 yaş arası çocuklar, böbrek, kalp, şeker ve akciğer hastaları için aşı koruyucu olabilir” uyarısında bulundu.

“GRİBAL ENFEKSİYONDA ANTİBİYOTİK KULLANILMAMALI”

Ertek, antibiyotiklerin virüslerde etkili olmadığını belirterek, gribal enfeksiyonların tedavisinde de antibiyotik kullanılmaması gerektiğine dikkati çekti. Bu hastalıklarda antibiyotiğin herhangi bir faydası olmadığını vurgulayan Ertek, “Aksine gribal enfeksiyon hastası antibiyotik kullandığında, hastalıktan sonra daha dirençli bakterilerle süper enfeksiyon denilen ikinci bir enfeksiyona geçilebilir. Tedavi zorlaşır. Toplum içinde dirençli bakterinin yayılmasına yol açabilir” diye konuştu.

Ertek, ilaçların mutlaka doktor tavsiyesiyle kullanılması gerektiğini söyledi…

Yorum Yapabilirsin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir